TEKERLEĞİN İCADININ AĞIR VEBALİ 1. BÖLÜM

        Tekerleğin icadı denilince akla sümerlerin M. Ö 3000 yılında icad ettiği iddia edilen cisim gelir. Tekero Cantino ismiyle müsemmadır denilir. Lakin gerçekler biraz iç acıtıcı ve bazen gıdıklayıcı olabilmektedir.
    
        İşte esrarı üzerinden kaldırılamamış o hikayeyi ilk defa sizinle paylaşıyoruz.


Tekero Kimdir ?

Tekero çocukluğunu boş işlerle geçiren ve 22 yaşına gelmiş bir genç idi. Lakin doğumuna ve çocukluğuna inmek tekerleğin icadını anlamamız açısından daha verimli olacaktır.
Annesi onu evlat olarak doğurduğu gün ondan bir halt olmayacağını sezer gibi olmuştu.. Yine de birkaç sene istemeye istemeye büyütmüştü. Çünkü o, bir evlat olmasa da bir canlıydı . Annesi sümer dininde çocukları sokağa atmanın günah olduğunu biliyor ve çocuğu dışarıya atmıyordu. Lakin evde kalmasını da istemiyordu.
Aslında annesi meselenin günah boyutunda değildi, devletin çocukları sokağa atanlara verdiği hüküm kazığa oturtulmaktı. Annesi hemoroid hastası olup sandalyeye bile oturamazken, nasıl olacak da kazığa oturacaktı?
Tekeronun annesi, onu evden atmak için meşru sebepler bulup mahkemeyi de ikna etmek istiyordu. Bunun için bazı yöntemler vardı. Onu öncelikle zamanın büyücü ve müneccimlerine götürüp büyücü ve müneccimlerin reislerinin oylarını alması gerekiyordu. Eğer oy birliği varsa sonuç yerine getirilirdi. "Eğer müneccim ve büyücüler arasında farklı görüşler oluşursa ne oluyordu?" diye sorabilirsiniz. Elbette o zaman da yeni buldukları bir çareyi kullanıyorlardı. YAZI TURA.
Annesi kararlıydı. Tekeroya tekmeyi basacak ve evini o beklediği huzura kavuşturacaktı. Derhal büyücüye gitmeliydi ve gitti de.
Büyücü eline aldığı garip odun parçalarını çocuğun üstünde dolaştırıyordu. Dışarıdan bakıldığında çocuğu falakaya yatıracak gibiydi. Sonra cebinden ufak çakıl taşları çıkarıyor ve çocuğun saçlarına sürüyordu.
Büyücü garip hareketlerini bitirmişti. Tek seansta işi çözemeyeceğini söylemişti. Birkaç defa daha yolmak istiyordu müşterisini.
(Müşteriyi yolma ekolünün o büyücüden geldiğini ispatlayan, kimselerin bilmediği tarihi kaynaklarda bildirilmektedir.)
7 seans sonunda büyücü reisi ceplerini doldurmuş olmanın verdiği huzurla kararını verdiğini açıklamıştı.

Büyücünün şöyle dediği pek bilinmeyen tarih kitaplarında naklediliyor :
"Bu insan demeye dilimin varmadığı iğrenç canlı formu, hayatımda gördüğüm en boş varlık . Öyle bir his geliyor . Hatta müneccimlerden bile daha boş bence hacı abi"
Kadın huzurluydu. Büyücülerden karar çıkmıştı. Sıra müneccimlere gelmişti. Onlar da olumlu oy verirse çocuk sokağa atılabilirdi.
Akşamına müneccim reisinin kapısını çalmıştı. Açan müneccim reisiydi.
- evladım bu saatte gelmen doğru değil bir gören olur milletin ağzı şey değil ki şaaapasın
diyerek kadına diğer gün için randevu vermişti.
Kadın diğer gün gelmişti. Tam saatinde Müneccimoğulları A.Ş'nin önündeydi .Kapıyı diğer müneccimlerden biri açmış kadını içeriye davet etmişti. Kadın sabırsızca bekliyordu. Müneccim reisinin işinin olduğu söylenmişti ama aradan bir buçuk saat geçmiş olmasına rağmen hala işi bitmemişti. Kadın yerinde duramıyordu. Egoist bir pislik olduğu için, sümer şartlarında normal olan bir buçuk saat bekletilmeyi dahi kendine hakaret saymıştı. Nöbetçi müneccim tuvalete girdiği sırada, boşluktan istifade reisin odasına daldı.

Müneccim reisi o sırada açılır tavanı açmış. üç ayak denilen dansı yaparak yıldızlardan haber almaya çalışıyordu. Bunu gören kadın iyice sinirlenmişti.
- Seni bunak müneccim, bre ahmak müneccim.
-Bre ne demek kadın
-Bilmiyorum dilim sürçtü sözümü kesme bunak müneccim. Sende hiç beyin yok mu ha. Gündüz ortasında yıldızlar görünmezken üç ayak oynuyorsun bu saatte nasıl haber alacaksın. Beni bir buçuk saattir bu iş için mi bekletiyorsun.
- Bak deli kadın, elinin hamuruyla erkek işine karışma. Zaten aldığım habere göre, kadın hakları bildirgesinin yayınlanmasına beş bin beş yüz sene var almayayım ayağımın altına
- Yazıklar olsun...Büyücü size boş adamlar demekle haksız değilmiş.
.....
         Tartışma burada bitmemişti. Epeyce devam etmiş ama sonunda reis sakinleştirmişti ortalığı. Aslında şantaj yapmıştı. Yıldızlardan gelen haberlere göre, tekero bir piçti! Müneccim reisi , o gece yaşadıklarını yıldızlardan gelen haberlerle anlatmıştı. Kadın ölen kocasının yasını tutarken kendisine "üzülme hepsi geçecek" diyerek destek olan bir dilenciyle yatmıştı. Herkes çocuğu Rahmetliden sanarken meğer çocuk dilencidenmiş...Bunları duyan kadın bir anda süt dökmüş kedi olmuştu. Çok tatlıydı artık. Cilveli cilveli içeride dolaşıyor ve haber veri hızını arttıran aletlerle oynuyordu. Bir anda alet sevdalısı olmuştu o canavar kadın. Gözleriyle müneccimi delip geçiyordu belki ama müneccimin kafası çok dalgındı.
-Her gördüğün aletle oynama bozacaksın .Zaten başımı da şişirdin.
-Neyle oynamamı istersiniz müneccimciim

-Oynama tüm keyfim kaçtı.Yanlız kalmak istiyorum.
diyerek kadının zina teklifini reddetmiş ve artık evine gitmesi gerektiğini ima etmişti.
         Müneccimin kafasının takıldığı nokta büyücünün ona boş demesiydi. Buna cidden çok ama çok kızmıştı. Hayatında yaptığı bu mühim işe kimse dil atmamıştı. Bu haberi doğrulamak lazımdı. Büyücü reisi ona gerçekten boş demiş miydi ?
Gerçeklik payı büyüktü ama yine de kesinleştirmek ve ona göre hareket etmek gerekiyordu.
         Havalar yağmurlu gidiyordu .Geceleri dahî ,yüklü yağmur bulutları gökyüzünden herhangi bir yıldızın görünmesine müsaade etmiyordu. Haliyle haber de gelmiyordu. Müneccim reisi bu işi sıradan haber alma araçlarıyla değil bizzat yıldızlara bir insan yollamak suretiyle bitirebileceğini anlamıştı. Hava kapalı olduğuna göre şimdilik en hızlı çözüm buydu.

        M.Reisi ,üç gün içinde bir sınav hazırlamıştı HMSS (haberci müneccim seçme sınavı ) En başarılı olan müneccimi uzaya "Kadim Bilgi" vasıtasıyla yollayacaktı.
Akşamına sonuçlar belli olmuş ve bir müneccim diğerlerinin arasından üstün bir farkla çıkmış,birinci olmuştu. Müneccim reisi bu işe hem şaşırmış hem de mutlu olmuştu. Bu kadar farkla birinci olan biri gerçekten bir dahi olmalıydı ve uzaya gitmeye en elverişli müneccim oydu.
Kadim bilgiyle kuşatılan küçük müneccim uzaya yollanmıştı.(Kadim bilgi'yi kısa geçtim .Elimde olan gizli tarihi kitaplardan yararlanarak hakkında başka bir eser kaleme almayı planlıyorum)
Gece geç saatlerde müneccim reisi yatağından düşmüştü. Bu mutlaka kötü bir habere işaret olmalı dedi . Aslında hiçbir şey yoktu. Sadece yatağın ayağı kırılmıştı. Yine de altında bir şey arıyordu havaya baktı .Aman tanrım !! Hava aydınlanmış bulutlar dağılmıştı. Artık o merak ettiği haberi kısa süre içinde alabilirdi lakin farketmezdi. Sonuçta uzaya da bir müneccim kardeş yollamıştı. Her halükarda haber gelirdi.

         Önündeki tabletten MR(müneccim radarını) açmıştı. Küçük müneccim görünmüyordu. Yarım saat kadar beklemiş ama müneccimi bulamamıştı. Müneccim hakkındaki son verileri yıldızlara sormuştu..Ve...

         Ne eseftir ki haberler kötüydü. Yıldızlara giderken yolda seyir radarı bozulan haberci müneccim, 38.000 km hızla gelen meteorla çarpışmış, meteorun üstüne ,camda öldürülen iğrenç bir sinek gibi yapışmıştı.
         Müneccim reisi çok sinirliydi. Tabi ki ölen adamı umrunda değildi. Öğrendiğine göre gönderdiği eleman, HMSS sınavında usülsüzlük yaparak başarı sağlamıştı. Soruları rüyasında görmüş olmalıydı. Tam anlayamamıştı belki de uyurken astral seyahat yapmıştı ama bir şekilde soruları öğrenmişti. Mübarek addettiği bir zaat söylemiş bile olabilirdi. Ama bu tip problemler yaşanması için bin yıllar vardı .Nasıl olmuş da soruları öğrenmişti bu mühim değildi çünkü sonuçta reis olayı çakmıştı.Ve şimdi uzayda ,meteorun üstünde leşi paramparça olup yapışmış bir sahtekara üzülecek de değildi.O bunu haketmişti. Kimse müneccim reisini kandıramazdı. Hatta kimse ona boş diyemezdi...

Bulutlar dağılmış olduğuna göre yıldızlardan haber alınabilirdi...


BölümSonu


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İlk Orospu Çocuğu

TEKERLEĞİN İCADININ AĞIR VEBALİ 2. BÖLÜM